Advertisement
Skip to content
Yazı Boyutu: Increase font size Decrease font size Default font size Renk: purple color green color blue color
 
Anasayfa arrow Sorular ve Cevaplar
Sorular ve Cevaplar - Günlük Problemler
Gönderen: Derya Duman   |   Yer: Kanada   |   Eklenme Tarihi: Prş 22 Şub 2007 21:08:18 CST  |   Okunma: 2733

Soru: Her şeyi yönlendiren ve idare eden Allah olduğuna göre neden fiillerimizden dolayı hesaba çekiliyoruz?

Bütün kesret alemi, vazifesini yerine getirmek için yaratılmış birer aletten ibarettir. Kudret, kuvvet, fiil, havl, herşey Allah'tandır: Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azim .

Yalnız burada itidalli bir cebir anlayışından ayrılmamaya çalışılmalıdır. Sırf cebriliğe gidersek alemin intizamı bozulur ve bu türlü düşünen kimse dalâlete düşüp yolunu şaşırır.

Adamın biri, gelişi güzel bir bahçeye girmiş ve bir hurma ağacına çıkarak hurma yemeğe başlamış. İşi fark eden bahçe sahibi, ağacın altına gelerek orada ne yaptığını sormuş. Adam ise gayet rahat: Allah'ın bahçesinden, Allah'ın hurma ağacından, Allah'ın hurmasını yiyorum! cevabını verince, bu defa bahçe sahibi: Afiyet olsun, ye kardeşim... diyerek gidip bir ip ile bir kamçı alarak gelmiş ve adamı ağaca bağlayarak dövmeye başlamış. Canı yanan adam bu defa feryat edip, hiddetle haykırmaya başlayınca, bahçe sahibi: Allah'ın ipi ile seni bağladım. Vur dediği kamçı ile de nerene rast gelirse indiriyorum işte... diye cevap vermiş.

Ehl-i sünnet ve'l cemaat anlayışına göre itidal üzere olan cebirde cüz'i irade vardır ki dünyanın nizamı, işte bu gayret ile tevekkül arasındaki ince bağlantıyı muhafaza eden anlayış noktasını hayata tatbik edebilmekle mümkün olur.

Bir kızı bir zabite nişanlamışlar. Fakat sonradan bu adamın bir katil olduğu meydana çıktığından nişanı bozmuşlar. Halbuki aynı adam, muharebe meydanında bir prensip uğruna, memleketin ve kanunların emriyle yüzlerce kişi öldürmüş olsa da onu kimse mes'ul etmez. Hatta bu zabit, bir neferi, muharebe meydanından kaçarken görüp de vurmuş olsa yine de mes'ul ve mahkum olmaz. Fakat şahsi bir sebep yüzünden öldürünce katil olur.

Allah, herkese bir vazife vermiştir, ki bu vazife, o kimsenin sırat-ı müstakimidir. Eğer bu vazifeden sapıtacak olursa, o sırattan yuvarlanıverir. Mesela o zabitin salahiyeti kendisine bildirilmiş, şunu yapabilirsin bunu yapamazsın, denilmiş olduğu halde, bu salahiyet hududunu kırıp harice çıkması, cüz'i iradesini başı boş bırakmış olması demektir.

Bunun gibi Allah da sana her bir hakikati söyleyip göstermiş olduğundan neden ona göre hareket etmiyorsun?

Şeytan, ahirette ateşten bir kürsü üzerinde oturacak. Kendisine tâbi olmuş bulunanlar da onu başlarına gelen felaketlerin mes'ûlü görerek, gidip ağızlarına geleni söyleyecekler. Şeytan ise kendisini suçlayanlara; sizi zorla fenalıklara sürüklemedim, sadece teşvik ettim. Benim sözlerim size tatlı geldi, hoş geldi.Halbuki karşınızda Kur'an da vardı. Neden onu dinlemediniz de beni dinlediniz? Saklamayın, itiraf edin. Çünkü benim sözlerim nefsinizi okşadı, şu halde beni levm edeceğinize kendinizi levm edin ve başımdan çekilip gidin, diyecek.

İşte levh-i muallak denen, değişen kader, insanoğlunun cüz'i iradesini kullanma tarzına ısmarlanmıştır.

Hazret-i Ali camiye girerken atını bir adama emanet etmiş, adam da Hazret'in geciktiğini görünce atın yularını satıp bekleme hakkını almış. Halbuki Hazret-i Ali adamı fazla beklettiğini düşünerek o yular parası kadar bir para ile camiden çıktığı zaman yuların satıldığını görmüş.

İşte o adamın rızkını Allah evvelinden ihsan etmiş, fakat bunun helalden veya haramdan olmasını kendi cüz'i iradesine bırakmıştır. Bunu bilerek sana düşen de, iraden dümeninin başında uyanık bulunmandır.

Bir kimse arkadaşlarına özenip rakı içmeye heveslense, evvela aklıyla, rakının sonunda vereceği maskaralıkları, ve içkiye mübtela olanların vücutlarının nasıl harap olduğunu ve helake sürüklendiklerini, bu uğurda mallarını servetlerini yok edip ailelerini sefalete mahkum ettiklerini, keza, kumarın sabahlara kadar nasıl insanı uykusuz bırakıp heyecan ve üzüntülerle vücudunu ve kesesini harap ettiğini ve mesela kötü arkadaşın sohbetinde bulunmanın da bir geçici illet gibi kendisine bulaşacağını düşünür de aklını bu kötü işleri yapmamak hususunda kullanabilirse, o vakit kendini alkışlamalıdır.

Allah'ın emirlerini memurlarından dinleyip, Hakk'ın razı olduğu yolda giderek Allah'a bağlı olanlara Cenab-ı Hakk'ın hazinedarları: Hoş geldiniz, Allah'ın selamı üzerinize olsun, buyurun... Cennetlere girin ve orada daim olarak kalın, (Zümer, 73) diyecekler.