Skip to content
English
Anasayfa
|
Site Haritası
|
Arama
|
İletişim
|
Language:
Yazı Boyutu:
Renk:
ANASAYFA
HABERLER
TAKVİM
SORULAR ve CEVAPLAR
MAKALELER
KAVRAMLAR
ANA MENU
Anasayfa
Haberler
Takvim
Sorular ve Cevaplar
Arama
Misafir Köşesi
İletişim
KÜTÜPHANE
Makaleler
Yayınlar
Kavramlar
Konuşma Metinleri
Fotoğraflar
Video Arşivi
Ses Arşivi
Dostlarımızdan
Bağlantılar
BÜYÜKLER
Ken'an Rifâî
Nazlı Hanımefendi
Semiha Cemal
Sâmiha Ayverdi
Meşkûre Sargut
Anasayfa
Misafir Köşesi
Misafir Köşesi'ni sorulariniz icin lutfen kullanmayiniz. Cemalnur Sargut hanımefendiye, göndermek istediğiniz sorularınızı
Sorular ve Cevaplar
bolumumuzdeki
"soru ekle"
ye tıklayarak yazabilirsiniz..
» Misafir Köşesi'ne ekleme yapmak için tıklayınız «
“Bir söz söylersen, bin söz işitirsin benden “ demiş adamın biri . “Bin söz söylesen bir söz işitemezsin benden “ demiş Mevlana.
Ben bin söz edeceğim şimdi , bir söz duyamayacağım sizden. “Herkes kendi kabı kadar alır” nasılsa, sözlerim, eğer çalamadıysa gönlünüzün kapısını zaten yokturlar, hiçtirler. Mevlana bulmuştur gönlünüzün kapısını açmayı oysa, onun için Mevlana’dır o tüm dünyaya;
Peyda olurum saklanırım , işte buyum,
Müslüman, Hristiyan, Musevi olurum,
Kalbim yerleşsin diye her bir yüreğe,
Ben kendime her gün yeni bir yüz bulurum.
Hep yarına öteliyoruz sevmeyi, affetmeyi, çalışmayı, mutluluğu… andan ziyandayız evvelallah. İçimde çınladı birden “hep yarın yarın diyerek şu yankesici nefis ömrümüzü çalar durur. Bütün ömrün bugündür ancak sen o yankesicinin vadesine kanma”. Elde varsa yalnızca bugün, şu an, şu soluk acele edelim iyilik etmekte, affetmekte, tövbe etmekte, sevmekte, gülmekte, mutlu olmakta. Yaradanımızın büyük planında birbirine bağlayamadığımız, üzüldüğümüz, hayret ettiğimiz olaylar, işler olur durur. İçinden çıkamayacağımız bu ilişkiler, etkiler , neden-sonuçlar döngüsünü anlamaya çalışmak bizi çaresiz hissettirir, içinden çıkamayız işlerin , ilişkilerin, sonuçların... İyi diye bildiğimizde kötülük, kötü diye bildiğimizde iyilik gizlenmiş olabilir, hiç kimseye çekemeyeceği yükü yüklemeyen Yaradanımız her zorluğun yanında bir kolaylığı vermiştir. Tevekkül bu döngünün temel taşıdır. Tevekkül ederse insan, gerçek olur “kul çekilince aradan tecelli eder Yaradan" . Kalbimizde köşe bucak bayram temizliği yapmalıyız ki yere göğe sığmayan Rabbimiz sığsın kalbimize. Kin büyütmeyelim kalbimizde, önyargı, kıskançlık, inat, vesvese varsa gönderelim onları dönüşü olmayan yolculuklara…İyilik, imkan kadar imandan beslenir, Everest’in zirvesinde değil parmağımızın, dilimizin, ayağımızın ucundadır. Elinden, dilinden kimseye zarar gelmeyen Müminin, elinden, dilinden herkese bir yarar gelmesidir. Gülümsemek insanlara, tutmak elini bir yaşlının, cam kırıklarını toplamak çocuk bahçesinden, hatır sormak,,, dert dinleyelim, sevinç dinleyelim, fırsat çok…
Bir ayna halk ettim sana, bari,
Ön yüzü kalp, arkası dünya,
Ancak ey dost, ön yüzü bilmez isen,
Ardını tercih edersin daha ziyade sen,
Tertemiz bu kalbin gerçek sahibi teşrif edecektir. Var oluş sebebimizle “ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, bu sebeple dünyayı halk ettim” diyen Rabbimizle buluşuruz orada kalbimizde,,,
Seyahat etmeye yoksa ayağın,
O zaman kendi içine giden yolu tercih et,
Böyle bir seyahat toz zerresini,
altuni harikaya tebdil eder.
Kalbimiz bulunca sahibini, başlarız anmaya Yaradanı , biz onu andıkça yaradanımızda bizi anar.
Kim ki suya susar,
Suda susamıştır ona.
Sadık yarimiz kara toprak kucaklamadan bizi yapılabilecek iyilikler var. Örneğin; sarılacak boyunlar, affedilecek insanlar, affedecek insanlar, aranacak dostlar, sevilecek minikler, gülümsenecek komşular bulmak çok kolay. Gözünüzde küçültmeyin iyiliklerinizi. Yaradanımızda böyle yapıyor, gülümsememizle sevinç verdiğimiz bir yüreğe karşılık, iyilikten bir dağ veriyor bize.
Bir dergaha katılmak ister adam, , dergahın piri “hiç aşık oldun mu ? “ diye sorar adama. “Hayır” deyince adam, “öyle aşık ol öyle gel” der dergahtakiler. Adam 3-4 kez daha gelir dergaha , her defasında aynı yanıtı alır. Son gelişinde “neden aşık olmamı istiyorsunuz, anlayamadım” der. “kul aşkını tatmayan Yaradan aşkını yaşayamaz” olur yanıt. Fransız öpücü isimli bir filmde, genç kadın kendisine ilgisiz davranan nişanlısı ile dans etmektedir. Nişanlısı “sana ne olmuş” der “sanki biri içindeki ışığı yakmış”… kalbimizin aynası parladığında ışık saçar kalbimiz.
Hamken pişiren bizi, kula aşktır ancak. İlk vazgeçişimiz kendimizden, kula aşk ile olur. Yarimiz yarımızdır, yaramızdır,batmayan güneş, solmayan çiçek, tükenmeyen nefesimiz, doğmayan yıldızımızdır… onun için yaşarız. Her yerde, her şeyde sevdiğimizi görürüz, yemek pişti derken, telefonum çalıyor derken, sokak kapısını açarken, kitap okurken, yerken, yüzerken, uyurken hep aklımızdadır. Çöplükler kötü kokmaz, azlar çok, uzlar yakın,,,acılar tatlanır, gri gök pembe oluverir, bedenimiz dik, yanağımız pembe, gözlerimiz ışık doludur. İşte pişeriz böyle aşkla. Ben yokum artık sevdiğim var, yarim herşeydir, bense hiçim. Aşkın hamı pişirir, lezzetlendirir, kıvamına getirir.
“Daha ne vakte kadar bu yoksul canı düşüneceksin, daha ne kadar bu zahmetlerle dolu cihanın üzüntülerini çekeceksin. Toprağın senden alacağı, ancak bu kalıptır, onu bir çöplük say ötesini düşünme” .
İlahi aşkı kalbimizin içinde hissetmek hepimize nasip olsun. Bu aşk, yakarken ziyan etmez, karartmaz, aydınlatır, beni buldurur benden içeri…kendimizi bilerek biliriz rabbimizi.
“Dünyada herkes sevgilisine can verir, fakat birinin sevgilisi kan tulumundan ibarettir, öbürünün ki güneştir, ışıktır. Madem ki herkes kendine bir sevgili seçer, kendini bir yok için yok etmeye yazık”. İşte ulaştık sona ve hem başa , piştik severek yaradanı yar’dan ötürü; sonra yandık, sevdik yaradılanı yaradandan ötürü.
kadriye
| Posted at Salı, 16 Ekim 2007 09:13
Saygıdeğer Cemalnur Hanımefendi,
Sizin ve sizin gönlünüz ve sözünüzde buluştuğumuz tüm dostların bayramını kutluyorum.
oya
| Posted at Pazar, 14 Ekim 2007 09:19
BEN NE ZAMAN CEMALNUR HANIMEFENDİMİN SESİNİ DUYSAM, CEMALİNİ GÖRSEM; SANKİ BEN YOK OLUYORUM DA SADECE ONU GÖRÜYORUM. BENİ BENDEN ALIYOR... BUNLARI YAZARKEN DE SARHOŞ GİBİ BİR HOŞUM.. SANKİ CEMAL-İ NUR BİZLER İÇİN..
Ali Dost
Diyarbakır | Posted at Cumartesi, 13 Ekim 2007 12:41
SAYIN HOACAM.Cemal Nur hanımefendi sitenizi çok begendim .sitenizdeki bütün bölümleri okudum ve inceledim.normalde semazen .com. yazılarınızıda okuyup etkilenen biri olarakta şahnıza bu siteninde hazırlanmiş olması beni memnun etti en kısa zamanda sohbetlerinize katılmak ve şahsınızla tanışmak istiyorum.Kıymetli Valdeniz MEŞKURE SARKUT HOCAMIN sohbetlerinide dinleme şansını bulmak ümidiyle .allaha emet olunuz efendim. saygı ve hürmetlerimle.
bağdagül kadriye atan
adapazarı | Posted at Cumartesi, 06 Ekim 2007 10:39
Sevgili Cemalnur Hanım,
geçen hafta Manisadaki Mevlana ve Mesnevi Sempozyumuna katılmak ve sizi görmeyi çok istedik fakat nasip değilmiş gelemedik,
Herşey için teşekkür ederiz.
Allah ellerimizi,yüreğimizi,dillerimizi,aklımızı Sevgisiyle doldursun.. Aminn
aysegul polat
izmir | Posted at Cuma, 05 Ekim 2007 20:02
sayin cemalnur hanimefendi, sevgi ve saygilarimi sunarim.
sizi ilk defa atv sahur programinda izledim, daha once tanima firsati bulamamisim ne yazik ki. ardindan da internetten burayi bularak bazi yazilarinizi ve sizinle ilgili yazilanlari okudum ve tasavvuf ile yeni yeni ilgilenmeye baslayan biri olarak cok istifade edilecek bir insan oldugunuzu gordum. sizin gibi degerlerin artmasini umid ederim...
yeni calismalarinizda basarilar dilerim.
mustafa
uzun | Posted at Cuma, 05 Ekim 2007 08:10
ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN VE HİDAYETİNİ ÜZERİNİZDEN HİÇ EKSİK ETMESİN CEMALNUR HANIM..TEVHİD DİNİNİN GÜZELLİKLERİNİ GÖNLÜMÜZE HİTAB EDEREK BİNLERCE İNSANIN ÖNÜNDE TEKRAR ETMENİZ BİZLERİ ÇOK MEMNUN EDİYOR..SİZLER GİBİ GÜNÜMÜZDEKİ MUHAMMEDİLERDEN YÜZYILLAR ÖNCEKİ MUHAMMED'E(SAV) ÖZÜMÜZÜ BİLEREK ULAAŞABİLMEYİ NASİB ETSİN HAKK...SİZLERDEN FAYDALANIP BİR NEBZEDE OLSA ASLIMIZLA YÜZLEŞEBİLİYOR,HAKKI ZİKREDEBİLİYOR,ÖLMEZDEN EVVEL ÖLMENİN ŞUHUDUNA,BİRLEMENİN MUTLULUĞUNA BİR NEBZEDE OLSA ULAŞABİLİYORSAK NE MUTLU BİZLERE..TEKRAR MÜTEŞEKKÜR OLDUĞUMUZU İLETİYOR VE SONSUZ SEVGİ,EN İÇTEN SAYGILARIMIZI SUNUYORUZ..
merve
istanbul | Posted at Cuma, 28 Eylül 2007 19:26
Selam ve sevgilerimle diyerek başlıyor,diyorum ki tasavvuf felsefesini bana yerleştiren ve içinde yaşadığım sorunlarla keyifli bir hayat yaşamayı öğreten size teşekkür borçluyum.Bu borç sanırım erdemi ve huzuru kendimde sürekli devamlılık halinde tutabildiğim sürece size ödenmiş olacaktır.Bundan eminim sizin de bu şekilde düşüneceğinizden hiç kuşkum yok.
Ne mutlu bana sizinle karşılaştığım güne.Okuyarak bilgiler tekrarlanıyor, ama bunun derin bir sohbet ortamında insanın zihnine daha iyi yerleşiyor.Daha derin bir ortamda sizinle birlikte olmaktan çok keyif alacağım. Nasıl ki sizin sohbet ortamınızı bulmak için zamanı bekledi isem bununda bir zamanı olacaktır mutlaka.Hiç acele etmeden bu zamanın gelmesini bekliyorum.
Bir fikrin zihne gelmesi çok önemli, fakat bu fikrin kalbe gelmesi herşeyden çok önemli.Siteniz yayına girdiği andan size yazma fikri oluştu,gönlüm ancak bu eylemi bu günde yaptı.Siteniz iyi hazırlanmış.Gönlümdeki en derin sevgi ile selamlarMERU
Meru
İstanbul-Erenköy | Posted at Cuma, 28 Eylül 2007 16:04
din kültürü öğretmenimin verdiği ödevi sizin bu kanalınızdan yaptım. ve çok güzel oldu ben ilköğretim 4. sınıfa gidiyorum. bundan sonra ödevlerimi bu kanaldan yapacağım
şeyma
ankara | Posted at Cuma, 28 Eylül 2007 07:50
merhaba kıymeetli hocam
ben 1985 yılından 1987 yılına kadar talebeniz olmuştum
cumhuriyet lisesi 6fenA hatırladınızmı hocam meriç vehbi ahmet başınızın dertleriydik. sizi televizyonda gördükten sonra hemen ulaşmak istedim. bu siteyi buldum sanırım doğru adresteyim.
eğer yolunuz afyona düşerse mutlaka beklerim.
mail adresime yazarsanız ev iş ve cep adreslerimide gönderirim
sağlıcakla kalın
vehbi gülseren
afyonkarahisar | Posted at Çarşamba, 26 Eylül 2007 13:15
<< Başa Dön
< Önceki
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Sonraki >
Sona Git >>